Son Dakika Canlı Maç Sonuçları, Son Dakika Spor Haberleri, Son Dakika Dünya Haberleri, Son Dakika Tokat Haberleri, Son Dakika Karabük Haberleri

DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ

Prof. Dr. Taşbakan: Zatürre aşısı koronavirüsü engellemez İZMİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sezai Taşbakan, zatürre aşısının koronavirüsü engellemediğini belirterek, ‘Koronavirüs zatürresi, bakterilerin sebep olduğu zatürreden çok daha ağırdır’ dedi. Zatürre aşısının koronavirüsü engelleyip engellenmediğine dair sorulara yanıt aranırken Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sezai Taşbakan, ‘Koronavirüs zatürre yapıyor. İnsanların akıllarına da ‘Ben zatürre aşısı olursam koronadan korunur muyum? Kurtulur muyum?’ diye sorular geliyor. Zatürre aşısı, koronavirüsün neden olduğu zatüreye karşı koruyucu değildir. Koronavirüsün yaptığı zatürre ile zatürre aşısının engellediği zatürre farklıdır. Zatürre aşısı, virüslerle değil bakterilerle ortaya çıkan zatürreyi engeller. O nedenle zatürre aşısı olduğunda koronavirüse yakalanmayacağım gibi bir düşünceye kapılmak doğru değildir’ diye konuştu.’KORONAVİRÜS ZATÜRRESİNE KARŞI ELİMİZDE ETKİLİ BİR İLAÇ YOK’Koronavirüs zatürresinin daha ağır olduğunu ifade eden Prof. Dr. Taşbakan, ‘Koronavirüs zatürresi ile normal bir hastanın geçirdiği zatürre arasında ağırlık açısında çok farklılılar var. Ağır koronavirüs zatürresi, eğer kişide daha farklı hastalıkları varsa hastanın yaşamını yitirmesiyle bizi karşı karşıya bırakır. Diğer zatürreler her yaşta görülebilir. Zatürre aşısının koruyuculuğu da bu bakteriye karşıdır. Bunda tedavi şansımız var. Bir sürü antibiyotik var. Ama maalesef koronavirüs zatürresine karşı elimizde tedavi amacında kullanabileceğimiz etkili bir ilaç yok’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Prof. Dr. Mehmet Sezai Taşbakan’la röp.-Genel ve detay görüntülerHaber: Gökçe ADAR-Kamera: Eda Ebru NANECİ-/İZMİR,====================================Eşi çalışamaz hale gelince kıraathaneyi o işletmeye başladıBOLU’da 3 çocuk annesi Fikriye Yılmaz (50) eşinin iş kazası sonucunda böbreğini kaybetmesinin ardından daha önce eşinin işlettiği kahvehaneyi 4 yıldır tek başına işletiyor. Fikriye Yılmaz, ‘Müşterilerimiz kadın olduğunun farkında ve küfür etmeden konuşuyor.’ dedi.Bolu’da 3 çocuk annesi Fikriye Yılmaz’ın eşi, 4 yıl önce ek iş olarak çalıştığı inşaatta iş kazası geçirerek çalışamaz hale geldi. Fikriye Yılmaz, eşinin sağlık durumu kötüye gidince, daha önceleri eşinin işlettiği kıraathaneyi işletmeye başladı. Yılmaz, sabahın erken saatlerinde açtığı kıraathaneyi gece saatlerine kadar açık tutarak işletiyor. Fikriye Yılmaz sayesinde büyük çoğunlukla erkek müşterilerin geldiği kıraathanede küfür ve argo sözcük kullanılmıyor. Kahvehaneye gelen müşterilerin davranışlarına ve konuşmalarına dikkat ettiğini Fikriye Yılmaz, ‘Eşim inşaatta çalışırken düştü ve böbreğini aldılar. Bundan sonra ben de kahvehanede çalışıyorum. 2017 yılından beridir çalışıyorum. Kadın olarak çok zor ama mecbur kalınca çalışıyoruz. Zorlukları var mı? Elbette var. Herkesin niyetini bilmiyorum tabi ki de. Ben buradayken küfür etmiyorlar. Herkes birbirini uyarıyor’ diye konuştu.Kıraathanede pandemi kurallarına da uyduklarını söyleyen Yılmaz, ‘Hijyen kurallarına dikkat ediyoruz. Herkesi uyarıyoruz. Çamaşır suyu ve dezenfektan ile her yeri dezenfekte ediyorum. Zaten kapalı alanda da kimse yok. Dışarıdaki masalarda çay içiyorlar’ şeklinde konuştu.’KÜFÜR ETMEMEYE ÇABA GÖSTERİYORUZ’Kadın işletmecinin yanında küfürlü konuşmamaya özen gösterdiklerini söyleyen müşteri Sabri Doğan, ‘Fikriye Hanım iyidir. Temizdir. Temiz çalışır. İnsanlara iyi davranır. Sevilen ve sayılan birisidir. Biz buraya geldiğimiz zaman küfür etmiyoruz. Ben normalde de küfür eden birisi değilim. Sevmem. Fikriye Hanım burada çalışırken birbirimizi uyarıyoruz. Küfür etmemeye çaba gösteriyoruz. Gecesini gündüzüne katarak bizler için çalışıyor’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Kahvehaneden görüntüler-Fikriye Yılmaz’dan görüntüler-Röportajlar-DetaylarHaber- Kamera: Adnan KARABULUT/BOLU, ===============================Obruklar evlere yaklaştı, vatandaşlar tedirgin  KONYA’nın Karapınar ilçesinde 3 gün önce tedbir amaçlı trafiğe kapatılan yolun ortasında 30 metre çapında, 15 metre derinliğinde obruk oluştu. Obruğa 20 metre uzaklıkta oturan Adem Ekmekçi, ‘Dün çok kötü bir şekilde çöktü. Tedirginiz, korkuyoruz çünkü obruklar evlere 15-20 metre uzaklıkta. Evimizin önünde korkunç bir şekilde obruk oluştu endişeliyiz. Zeminin bir anda kaydığını gördük çok korkunç bir şey. İyi ki evlere denk gelmediö dedi.Karapınar ilçesinde yer altı sularının çekilip, toprağın göçmesiyle meydana gelen 350’nin üzerinde obruk bulunuyor. İlçeye 8 kilometre uzaklıktaki Reşadiye Mahallesi Ekmekçi Yaylası’nda ise yolun ortasında 30 metre çapında, 15 metre derinliğinde obruk oluştu. Yerleşim yerlerine yaklaşık 20 metre uzaklıktaki obruk izleri geçen yıldan fark edildi. Geçtiğimiz 29 Ağustos günü çatlakların oluşmasıyla, belediye ekipleri yolu trafiğe kapattı.’ÇOK KORKUNÇ BİR ŞEY’Zeminin bir anda kaydığına şahit olan yaylada yayla sakinlerinden Adem Ekmekçi, ‘Burada zaten obruklar vardı. Ancak artık köylerde oluşmaya başladı. 29 Ağustos günü yolda çatlaklar oluştu. Dün de çok kötü bir şekilde çöktü. Buralarda önlem alınmasını istiyoruz artık. Tedirginiz, korkuyoruz çünkü evlere 15-20 metre uzaklıkta. Evimizin önünde korkunç bir şekildi obruk oluştu endişeliyz. Zeminin bir anda kaydığını gördük çok korkunç bir şey İyi ki evlere denk gelmedi.ö dedi.  ‘AİLELERE VE ÇOCUKLARA TEDİRGİNLİK VERİYOR’Obruklar oluştukça tedirginliğin arttığını söyleyen Zeki Yapar, ‘Önceki gün çatlaklar oluşmuştu. Dün buraya geldiğimizde çökmüş olduğunu gördük. Tedirgin oluyoruz. Bu çevre devamlı çöküyor. Evlerin arasında olmaya başladı. Bu da ailelere çocuklara tedirginlik veriyor. Bu bizi korkutuyor. Bugün buradaysa yarın başka yerde oluyorö diye konuştu.’BÖYLE BİR YERDE KİM OTURMAK İSTER’Bölgede yaşayan vatandaşların, can tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Erol Karakaya şöyle dedi: ‘Karapınar için endişeleniyoruz. Devamlı obruklarla karşılaşıyoruz. Bunlara bir çözüm istiyoruz. Tedirgin oluyoruz. Evlere mesafesi çok yakın. Karapınar’ımız için ne gerekiyorsa yapılmasını istiyoruz. Bölgede yaşayan insanlarımız da canından korkuyor. Böyle bir yerde kim oturmak ister.’GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————–Evlerin arasında oluşan obruğun havadan görüntüsü-Obruktan detaylar-Obruğun yakınında evi olan Adem Ekmekçi röp-Bölge sakini Zeki Yapar röp-Bölge sakini Erol Karakaya röpHaber-Kamera: Hasan DÖNMEZ-Mehmet OKUYUCU/KARAPINAR,(Konya),)========================================Türkiye’nin şampiyon atları bal ve pekmezle yetişiyorKONYA’nın Ereğli ilçesinde bulunan birçok at çiftliğinde şampiyon atlar yetişiyor. Bölgenin ilkim şartları, arazinin düz olması ve çok miktarda ayrık otunun bulunmasından dolayı çiftliklerin bu bölgeye kurulduğunu belirten Murat İpek, şampiyon atları ise bal, pekmez gibi ürünlerle de beslediklerini ifade etti. Ereğli ilçesi, iklimi, geniş ve düz arazileri ile çiftlik sahiplerinin tercihlerinin başında yer alıyor. Bölgede bulunan çok sayıda at çiftliğinde birbirinden değerli şampiyon olmuş veya şampiyonluk adayı atlar yetişiyor. Babası Hacı İpek’in 60 yıldır atlarda uğraştığını ve bu uğurda bir ömür geçirdiğini belirten Murat İpek, kendisinin de 5 yaşından itibaren atların içerisinde büyüdüğünü söyledi. İpek, at yetiştiricilerinin özellikle neden Ereğli ilçesini seçtiğini ise şu sözlerle anlattı: ‘Ereğli’de at çiftliklerinin çok olmasının nedeni ikliminin elverişli olması. Bunun yanında buranın oksijen miktarı diğer bölgelere göre daha iyi olması atların burada yetiştirilmesinde en büyük sebep. Geniş ve yeşil alanların olması, suyun bol olması da atların burada yetiştirilmesinde çok büyük etken’ dedi.’AYRIK OTU ÇOK ÖNEMLİ’Bölgede çokça yetişen ayrık otunun da at yetiştiriciliğinde önemli yeri olduğu belirten İpek, ‘Ayrık otu atlar için çok önemli bir besin. Vitamin içeriği var. Zengin bir şekilde atları besleyici özelliğe sahip. At besiciliğinde bu otun yeri çok büyük. Bu ot bu bölgede çok daha fazla yetişiyor’ diye konuştu.’ÇOK İYİ BESLİYORUZ’Gazi Koşusunda yarışacak atlarının da olduğunu belirten Murat İpek, atların gerekli enerjiyi alabilmesi için enerji içeren ürünlerle beslediklerini söyledi. İpek, ‘Ankara’da koşan atımız var. Kışın Adana’ya geçiyoruz orada koşu var. İstanbul’da koşacak atımız var. Gazi Koşusu’nda yarışacak atımız var. Atlara sadece kuru yulaf değil, kuruttuğumuz meyvelerden üzüm, pekmez bal, bahçemizdeki erik, elma, kiraz, şeftali gibi ürünlerden veriyoruz. Bizim yemediklerimizi neredeyse onlar yiyor. Hatta Goji berry (kurt üzümü) bile veriyoruz. Enerjiye ihtiyaçları oldukları için onların beslenmelerine çok dikkat ediyoruz. O enerjiyi de beslenmeleriyle karşılıyoruz. Bunun karşılığını da alıyoruz’ ifadelerini kullandı. GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————–Atların drone görüntüleri-Çiftlikte koşturan şampiyon atlar-Detaylar-Murat İpek röp-Ayrık otu görüntüsüHaber-Kamera: Tolga YANIK-Atilla ATMACA-Hasan DÖNMEZ/KONYA, )===============================Amasra kalesinde onarım ve bakım çalışmaları başladıBARTIN’ın tarihi ve turistik ilçesi Amasra’da, Roma döneminde yapılan 3 bin yıllık kale’de yaşanan çökmeler, yıkılmalar ve surlardaki incir ağaçlarının taşları oynatmasıyla oluşan çatlaklar nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı harekete geçti. Boztepe ve Kaleiçi mahallelerini kapsayan 2 bin metre uzunluğundaki kale surlarında tespit edilen aciliyeti bulunan 3 ana bölümde onarım ve zararlı bitki temizleme çalışmalarına başlandı.2013 yılının Temmuz ayında, ‘Ceneviz Ticaret Yolu’nda Akdeniz’den Karadeniz’e Kadar Kale ve Surlu Yerleşimleri’ olarak UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi’ne alınan Amasra Kalesi Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden günümüze kadar geldi. Kaleiçi ve Boztepe mahallelerini çevreleyen, toplam uzunluğu 2 bin metre ortalama 17 metre yüksekliğindeki kale surlarında zaman zaman küçük tadilatlar ve restorasyonlar yapıldı. En son, 2017 yılında surlarda temizlik ve kalenin bazı çöken yerlerinde küçük onarımlar yapılmıştı. Helenistik, Arkaik, Roma, Bizans, Ceneviz, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda eserin bulunduğu Amasra’da, hava şartları ve Karadeniz’in dalgaları Amasra Kalesi’ne zarar vermeye başlamıştı.KASIM AYINDA KALE DUVARLARINI TUTAN KAYALIKLAR ÇÖKMÜŞTÜAmasra’nın en güzel tarihi eserlerinden olan ve Roma döneminde yapılan Kaleiçi Mahallesi’ni kemer köprü ile adacık üzerinde kurulu bulunan Boztepe Mahallesi’ne bağlayan, iki mahalleye yayılan Amasra Kalesi’nin duvarları ve burçlarını tutan kayalıklarda geçtiğimiz Kasım ayında denize doğru büyük kaya çökmeleri yaşanmıştı. Sonrasında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Anıtlar Yüksek Kurulu ve Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyeleri inceleme yaparak, bir rapor hazırlamıştı. Gelinen noktada bu alanın Ulaştırma Bakanlığı ve Amasra Belediyesi ile birlikte tadilat proje çalışmaları devam ediyor.3 ANA BÖLÜMDE ONARIMLAR VE AĞAÇ TEMİZLİĞİ BAŞLADIBartın Valisi Sinan Güner’in girişimleri sonucunda Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğünün sorumluğunda 2 bin metre uzunluğundaki Amasra kalesinde onarım çalışmalarına başlandı. Boztepe mahallesindeki aşırı yağışlardan dolayı yaşanan çökmede zarar gören duvarlara işçiler tarafından iskeleler kurularak, onarım çalışmalarına başladı. Kaleiçi Mahallesi uçpalamar sokaktaki Cenova şatosu burcunda da onarımın yapılacağı öğrenildi. Özellikle kale duvarları arasında zamanla büyüyen ve tarihi taşları oynatarak zarar veren incir ağaçları ve diğer zararlı bitki temizliği de başladı. 3 ana bölümde başlayan çalışmaların sonrasında kalenin zarar gören diğer bölümlerinin de hazırlanacak projelerle onarım ve tadilat çalışmalarının yapılacağı bildirildi.’ÇALIŞMALARIN BAŞLAMASI BİZLER İÇİN ÖNEMLİ’UNESCO geçici miras listesinde yer alan Amasra kalesinde zaman zaman çökmeler ve yıkılmalar meydana geldiğini söyleyen Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır, ‘Amasra kalemizde geçtiğimiz Kasım ayında kale duvarının altındaki kayalıklar denize doğru çöktü. Sonrasında bizlerde drone görüntüleriyle birlikte hazırladığımız raporu Bartın Valimiz Sinan Güner’e ulaştırmıştık. Sonrasında yapılan çalışmalar neticesinde kalemizin aciliyeti olan 3 ana bölümde onarım ve bitki temizliği çalışmaları başladı. Şu anda da çalışmalar başladı. Bizde Belediye olarak bu süreci de yakından takip ediyoruz. Kale bedenlerinin bir bölümünde yine tahribatların olduğunu görüyoruz. Yine tarihi şato bölümlerinde tahribatlar var buralara müdahale edilmesi bizler için çok önemli, çalışmaların sonunda Amasramıza yakışan bir eser ortaya çıkacağını düşünüyoruz’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————————Amasra genel drone görüntüsü-Amasra kalesi detay drone görüntüsü-Onarımın başladığı kale görüntüsü-İşçilerin çalışmaları-Kale duvarlarında incir ağaçları-Çalışma yapılan alanlar-Belediye Başkanı Recai Çakır röp.Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,==============================Pandemi nedeniyle düğünü iptal eden damat eşine yazdığı pankartı evinin önüne astıKORONAVİRÜS salgınında artış nedeniyle düğünlere kısıtlama getirilen Erzurum’da düğününü iptal eden Fatih Çimen eşi Elif için yazdırdığı pankartı dağın yamacına astı. ‘Ferhat Dağları, Mecnun Çölleri Ben de Koronayı Aştım da Geldim’ diyen Çimen, ‘Düğün yapamadık ama eşime böyle bir jest yapmak istedim’ dedi. İçişleri Bakanlığının 26 Ağustos’ta yayımladığı genelge ile aralarında Erzurum’un da bulunduğu 14 ilde düğün kısıtlamasına gitti. Salonlardaki düğünleri 1 saatle kısıtlayan müzik ve ikramı yasaklayan Bakanlık genelgesinden sonra Erzurumlu Fatih-Elif Çimen çifti düğün yapmaktan vazgeçti. Damat Fatih Çimen, düğün yapamadığı eşine unutamayacağı bir sürpriz yapmak için arkadaşlarıyla birlikte kollarını sıvadı. Çimen, tabelacıda hazırladığı genişliği 10, yüksekliği 3 metre olan ve üzerinde ‘Ferhat Dağları, Mecnun Çölleri Ben de Koronayı Aştım da Geldim’ yazısı bulunan pankartı gelin Elif Çimen’in çıkarılacağı merkez Palandöken ilçesi Tekederesi Mahallesi’ndeki evinin karşısındaki dağın yamacına çivilerle çaktı. Güçlükle çıktıkları dağın yamacına pankartı çaktıktan sonra bir de havai fişek gösterisi yapan Fatih Çimen, ‘Koronavirüs sebebiyle düğünümüz iptal olunca ben de eşime böyle sürpriz bir pankart hazırladım. Düğün salonu, orkestra her türlü organizeyi hazırlamıştık ama yüzyılın vebası sebebiyle iptal oldu. Hayırlısı buymuş, ben eşime böyle bir pankartla jest yapmayı düşündüm’ dedi. Arkadaşlarının pankart hazırlarken önce şaşırdıklarını sonra da kendisine yardımcı olduklarını belirten Fatih, eşinin mahallesinin önünde havai fişek gösterisini de ihmal etmedi. Pankartı dağın yamacına çaktıktan sonra eşi Elif’le birlikte bir süre izleyen Fatih Çimen, mutluluğunu bir kez daha dile getirdi. Eşine teşekkür eden Elif Çimen ise ‘Koronavirüse rağmen evleniyoruz, çok mutluyum, çok şükür’ dedi.DAMAT GÜVERCİN UÇURDUDüğün iptal edildiği için sabah saatlerinde gelin çıkarma töreni yapıldı. Damat Fatih Çimen, gelin arabasıyla Tekederesi Mahallesi’ndeki evinden getirilen ve Türk bayrağı altında yeni evlerine adımını atan eşi Elif’in başına elma atmak yerine 2 adet güvercin uçurdu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Damat ve arkadaşlarının dağa tırmanmaları-Pankartı dağın yamacına açmaları-Damat Fatih Çimen ile röp-Pankartın dağın yamacına çakılması-Havai fişek atılması-Damat ve gelinin pankartı izlemesi-Damat ve gelinle röp-Gelin çıkarma töreni-Damadın güvercin uçurmasıHaber: Salih TEKİN – Kamera: Zafer KUMRU / ERZURUM, ===============================Kaçak göçmenlerin ‘umut yolculuğu’ dronla görüntülendiÜLKELERİNDEKİ iç savaş ve ekonomik problemler nedeniyle İran sınırından Türkiye’ye giriş yapan kaçak göçmenlerin, Van ve Ağrı üzerinden Erzurum’a buradan da Avrupa’ya gitmek umuduyla batı illerine yürüyüşleri devam ediyor. Yakalanma korkusuyla karayolunun hemen yanındaki dağ ve yamaçlardan umuda yolculuk yapan göçmenlerin bu zorlu yolculuğu dronla görüntülendi.Daha iyi bir hayat için Avrupa’nın yolunu tutan Afganlı gençler, insan kaçakçılarının ağına düşüyor. Kişi başı ödedikleri 500 ile 1000 dolar arasında İran’dan kaçak yollarla Türkiye’ye giriş yapan kaçak göçmenler, Van ve Ağrı üzerinden yürüyerek 1 ayda Erzurum’a ulaşıyor. Sınırdan Erzurum’a olan 300 kilometrelik yolu bir haftada yürüyerek gelen kaçak göçmenlerin bazılarının ayak altları patlıyor. Yaralı ayakları ile arkaşlarına tutunarak umuda yolculuklarını sürdüren kaçak göçmenler yolda zaman zaman soyguncuların hedefi oluyor. Ağrı’nın Eleşkirt ile Erzurum’un Horasan ilçeleri arasındaki kırsalda gruplar halinde giden kaçak göçmenler dronla görüntülendi. Dronu fark eden göçmenlerin kimi yüzünü saklarken kimi de el sallayarak bulundukları yerden hızla uzaklaşmaya çalıştı.’ÜLKEMİZDEKİ İÇ SAVAŞ, ÖLÜM TEHLİKESİ NEDENİYLE UMUDA YOLCULUĞA ÇIKTIK’Dağlarda yürüyecek halleri kalmadığı için karayoluna çıkan birkaç kaçak göçmen ise kendilerine ikram edilen suyu kana kana içti. Afganistan’dan 9 Ağustos günü yola çıktıkları ve yüreyerek buraya kadar geldiklerini belirten Muhammed Cemil, ‘Ülkemizdeki iç iç savaş, ekonomik kriz ve ölüm tehlikesi nedeniyle umuda yolculuğa çıktık. Ama yolda yaşadıklarımız çekilir gibi değil. Benimle birlikte bu yolculuğa çıkan arkadaşımla birlikte insan kaçakçılarına 750 dolar verdik. Fakat bizi kimse aracına almıyor otobüsler bile kabul etmiyor. Mecburen yürüyerek Türkiye’yi geçip Avrupa ülkelerine gideceğiz. Yolda önümüzü kesen hırsızlar cep telefonlarımızı ve paralarımız aldılar. Yaklaşık 1 aydır aç ve susuz yürüyoruz. Hava nerede kararırsa orada uyuyoruz. Sabahın erken saatlerinde kalkıp yürüyoruz. Çok yürümekten birçok arkadaşım gibi benim de ayağımın altı patladı’ diye konuştu.’BU YOLDA ÖLEN ARKADAŞLARIMIZ BİLE OLDU’Aç ve susuz günlerce yürümekten hitap düştüklerini belirten Seyit Kerim ise, ‘Hepimizin hayali Avrupa ülkelerine gitmek ve orada evlenip yuva kurmak. Ülkemizde kalsak ölümle burun buruna yaşayacaktık. Türkiye’de umduğumuzu bulamazsak Avrupa ülkelerine gitmenin bir yolunu arıyacağız. Başka çaremiz yok. Umut yolculuğu sevinçli olduğu kadar zorlu. Bu yolda ölen arkadaşlarımız bile oldu. Ama umarım herkes amacına ulaşır’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ———————————Kaçak göçmenlerin karayolunda yürüyüşünden detay -Kaçak göçmenlerin su içmeleriMuhammed Cemil ile röp-Seyit Kerim ile röp-Drone ile çekilne detaylarHaber: Turgay İPEK – Kamera: Zafer KUMRU / ERZURUM,===============================Dara’da ortaya çıkarılan sarnıç, Yerebatan’dan daha derinMARDİN’de bulunan Dara Antik Kenti’nde yapılan kazılarda, İstanbul’da bulunan ve Bizans eseri Yerebatan Sarnıcı’ndan 6 metre daha derin su sarnıcı ortaya çıkarıldı. Dara Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı ve Kafkas Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Metin, sarnıcın sağlamlık ve mimari yapısıyla Yerebatan Sarnıcı’ndan sonra gelen ikinci bir yapı durumunda olduğunu belirterek, ‘Bu yapı bir mimari şaheserdir. 15 metre yüksekliğinde bir yapıya ve 10 bin metreküp su kapasitesine sahip. Bizans döneminin en ünlüsü olarak bildiğimiz Yerebatan Sarnıcı’ndan da yaklaşık 6 metre daha fazla bir yüksekliğe sahip. Bu açıdan da oldukça önemlidir’ dedi.Mardin’e 30 kilometre uzaklıkta bulunan Dara Mahallesi’nde yer alan ve tarihte Yukarı Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden olan Dara Antik Kenti’nde yapılan kazı çalışmalarında dünyada eşi benzer olmayan 1500 yıllık toplu mezarın yanı sıra çeşitli yapılar ortaya çıkarıldı. 6’ncı yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun Doğu’daki son kalesi olarak kabul edilen Dara ve çevresi, o dönem savaşların en yoğun olduğu bölge olduğundan 18 metre uzunluğunda ve 3 metre genişliğinde surlarla çevrilerek bir savunma sistemi oluşturuldu. Yaklaşık 40 bin nüfusun barındığı kentin su ihtiyacı da yapılan sarnıçlar aracılığıyla giderildi. Bizans İmparatorluğu dönemine ait yapıların bulunduğu alanda yapılan kazı çalışmalarında bu sarnıçlar da ortaya çıkarılmaya başlandı. Son ortaya çıkarılan ve halk arasında ‘zindan’ olarak adlandırılan 10 bin metreküp su alma kapasitesine sahip su sarnıcının derinlik bakımından İstanbul’da bulunan ve 6’ncı yüzyıl Bizans dönemi eseri olan Yerebatan Sarnıcı’ndan 6 metre daha derin olduğu belirlendi. Dara Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı ve Kafkas Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Metin, kente Güneydoğu’nun veya Doğu’nun Efes’i gibi bir takım adlandırmalar yapıldığını ama en uygun tanımın ‘Bizans’ın son kalesi’ olabileceğini söyledi.’BİZANS’IN İSTANBUL’DAN SONRA EN ÖNEMLİ KENTİ’Kentin 6’ncı yüzyılda Bizans’ın güneydeki en büyük sahra ordusunun konuşlandığı yer olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Metin, ‘Yaklaşık 40 bin nüfuslu bir kent ki, o döneme göre sayısal olarak fazla bir kent. Sivil yapıların, hamamların, çeşitli su sarnıçlarının, kamu yapılarının inşa edildiği komplike bir yapıdır. 4 kilometrelik bir sur yapısına sahip. 3 metre kalınlığında yaklaşık 18 metre yüksekliğinde bir sur savunma sistemi var. Bu açıdan da Güneydoğu’daki en sağlam, daha doğrusu Konstantinapolis’in, merkez Bizans’tan sonra salt Bizans yapılarının olabileceği ve şu anda ayakta duran en önemli kentlerinden birisi Dara’dır. Belki de İstanbul’dan sonra en önemli kentidir’ diye konuştu.’BU YAPI MİMARİ BİR ŞAHESER’Ortaya çıkarılan sarnıcın mimari bir şaheser olduğunu, antik dokusu bozulmadan bugüne kadar gelen Bizans’a ait en önemli yapılardan biri olduğunu ifade eden Metin, şunları söyledi: ‘6’ncı yüzyılda Bizans’ın batıda ve güneyde bir takım savaşları var. Güneyde Sasaniler ile olan bir mücadelesi var. Bundan dolayı sahra ordularını Dara ve çevresine yerleştirmişler. Yani en yoğun çarpışmaların geçtiği dönem, Dara ve çevresinde olmuş. Bulunduğumuz yer halk tarafından ‘zindan’ olarak adlandırılan ama aslında su sarnıcı olarak Dara’nın en önemli yapılarından birisidir. Burası şuana kadar antik dönemin dokusunun bozulmadığı Anadolu’daki en önemli yerlerden birisidir. Özellikle bunun karşılaştırılabileceği tek örneği İstanbul’daki Yerebatan Sarnıcı’dır. Ziyaretçilerin de en çok uğrak yerlerinden birisidir. Bunun gibi şu anda biraz daha küçük batı sarnıcımız var. Şu anda açılmayan bunun muadili 2 tane sarnıcımız var. Kent suyla daha çok ilgili. Yani kentin hemen her yerinde suyun kullanımıyla ilgili çok büyük bir çalışma ve kullanım söz konusu. Sarnıcımız şu açıdan da önemli; Bilindiği gibi Yerebatan Sarnıcı şu anda bile neredeyse aktif durumda. Buradaki sarnıcımız da sağlamlık ve mimari yapısı itibari ile belki de ondan sonra gelen ikinci bir yapı durumunu göstermektedir. Bu yapı bir mimari şaheserdir. Yaklaşık 23’e 16 çapında 15 metre yüksekliğinde bir yapıya sahip. Bu yapısıyla 10 bin metreküp su kapasitesine sahip. Bizans döneminin en ünlüsü olarak bildiğimiz Yerebatan Sarnıcı’ndan da yaklaşık 6 metre daha fazla bir yüksekliğe sahip. Bu açıdan da oldukça önemlidir. Anadolu’nun en önemli su kapasitesi ile her şeyiyle vurgulanan ve antik dokusu bozulmamış Bizans’a ait en önemli yapılarından birisidir.’Dara Antik Kenti’ni gezmeye gelenler, kentin turizm açısından potansiyelinin yüksek olduğunu, sarnıcın İstanbul’daki Yerebatan Sarnıcı gibi dizayn edilerek, daha çok ilgi çekebileceğini söyledi.

Bir önceki yazımız olan BARTIN Amasra kalesinde onarım ve bakım çalışmaları başladı başlıklı makalemizde Amasra, Güncel ve Kale hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum Yapabilirsin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir