Son Dakika Canlı Maç Sonuçları, Son Dakika Spor Haberleri, Son Dakika Dünya Haberleri, Son Dakika Tokat Haberleri, Son Dakika Karabük Haberleri

İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

Boyayla değil, duvarı kırarak resim yapıyorlarBursa’da üniversite öğrencisi Adnan Çobanoğlu (23) ve Emrah Kahveci (22), duvarları boyayarak değil, tornavida ve çekiçle kazıyarak, resim yapıyor. İki öğrencinin bir kafenin duvarına aynı yöntemle yaptığı Frida Kahlo portesi ise ilgi gördü.Bursa Uludağ Üniversitesi Resim Bölümü öğrencileri Adnan Çobanoğlu ve Emrah Kahveci, farklı yöntemler kullanarak, resim yapmaya karar verdi. İki öğrenci, boyayla resim yapmak yerine dünyada çok az örneği bulunan duvarı çekiç ve tornavida ile kazıyarak, resim yapma tekniği üzerine çalıştı. İkili daha sonra Meksikalı ünlü ressam Frida Kahlo’nun portresini bir kafenin bahçe duvarına yaptı.’YAPIMI ÇOK ZOR AMA GÜZEL’Daha önce çok fazla örneği olmayan bir teknikle çalıştıklarını belirten Adnan Çobanoğlu, ‘Sadece çekiç ve tornavida kullanarak, duvarı kırıp bir çalışma yapalım dedik. Böyle bir sonuç çıktı. Sanatta farkındalık her zaman iyidir. Biz de bunu yaşatmaya çalışıyoruz. Bu tekniğin dünyada bir ismi var mı bilmiyorum, biz bunu çekiç ve tornavida kullanarak yapıyoruz. Daha önce bu çalışmaları boya ile yapıyorduk fakat bu gerçekten çok zor bir teknik, bilek gücü istiyor. Çok zor ama çok güzel sonuçlar çıkıyor, daha çok dokunduğunu düşünüyoruz çünkü bir boyut kazanıyor. Bir duvar çizimi boya ile yapıldığında 1-2 gün sürerken çekiç ve tornavida kullanarak yaptığımız bu çalışma 7 günde bitti. Frida Kahlo dünyaca ünlü bir resim sanatçısı. Günümüzde kadına olan şiddetin artmasıyla birlikte biz de üniversitenin en yoğun olduğu yerde böyle bir çizim resmettik. Duvarı kıra kıra Frida Kahlo yaptık ve tepkimizi dile getirdik’ dedi.’BU PORTREYİ GÖRMEKTEN MUTLULUK DUYUYORUM’Kafeye müşteri olarak geldiğini belirten Büşra Boz (21), ‘Frida Kahlo hayatıyla, aşkıyla, başkaldırışıyla örnek olmuş birisi. Ben de her gün geldiğim bir kafede onu görmekten mutluluk duyuyorum. Resmin yapım tekniği ise gerçekten ilgi çekici’ dedi.’AKILDA KALICI OLSUN İSTEDİK’İşletmeci Volkan Yazarer, ‘Son zamanlarda kadına yönelik şiddetin artmasına tepki olarak kafemize kadın figürleri yaptırmak istedik. İç mekanımızda da farklı figürler yaptırdık. Daha sonrasında teknik olarak da farklı bir şey yaptırarak insanların akıllarında kalıcı olmasını istedik. Sanatçı arkadaşlarımız çok iyi iş çıkardılar’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ—————–Adnan Çobanoğlu ve Emrah Kahveci’nin duvarı kırması -Tornavida ve çekiç detay-Frida Kahlo figürü detay-Adnan Çobanoğlu röportaj-Büşra Boz röportaj-Volkan Yazarer röportaj-Genel, detay görüntüHaber: Muammer İRTEM-Kamera: İsmail Hakkı SEYMEN/BURSA,=========================Yol ortasında pompalı saldırı kameradaGAZİANTEP’te, kimliği belirsiz bir kişi, otomobiliyle seyir halinde olan adı açıklanmayan sürücüyü, trafik ışıklarında durduğu anda, pompalı tüfek ile vurdu. Saldırgan, elindeki tüfekle vatandaşlar tarafından görüntülendi. Olay, önceki gün, Ocaklar Mahallesi’nde yaşandı. İsmi açıklanmayan bir kişi, otomobiliyle yol almaya başladı. Trafik ışıklarında durduğu anda ise kendisini takip eden kimliği belirsiz şüphelinin, pompalı tüfekli saldırısına uğradı. Sürücü  vücuduna isabet eden saçmalarla yaralanırken, saldırgan kaçtı. Silah seslerini duyanların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralı sürücü, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Polis, kaçan saldırganın yakalanması için çalışma başlattı.Olay anı ise vatandaşlar tarafından cep telefonu kameralarıyla görüntülendi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ———————————-Şüphelinin sürücüye sıkma anıYaralanan sürücüGenel ve detay görüntülerHaber: -Kamera: Mustafa KANLI / GAZİANTEP ========================Yunan askerlerinin 1921’de Afyonkarahisar’da çıkardığı yangının belgeleri ortaya çıktıAfyonkarahisar’ı 4 yıl işgal eden Yunan askerleri tarafından yakılıp, yıkılıp, tahrip edilen evler ve iş yerlerinin yeni fotoğraf ve görüntülerini yerel araştırmacı- yazar Hasan Özpınar gün yüzüne çıkardı. Özpınar, 14 Ekim 1921 tarihli yangında 300’e yakın ev ve iş yerinin zarar gördüğünü belirtirken, ‘Yanan alanlar, bu yanan alanları yine söndürmeye çalışan Türk vatandaşları, aralarda dolaşan, yaptıkları işten keyif almışçasına yanan alanları inceleyen Yunan askerlerini görmek mümkün. Büyük Zafer’in yıl dönümünde böyle bir belgeyi, tarihi vesikayı ortaya çıkarmak da bizim için son derece sevindirici bir olay’ dedi.Afyonkarahisar’ı 1919- 1922 yılları arasında işgal eden Yunan askerlerinin 14 Ekim 1921’de çıkardığı yangının fotoğrafları ve görüntüleri ortaya çıktı. Yerel araştırmacı- yazar Hasan Özpınar’ın gün yüzüne çıkardığı fotoğraflar ve görüntüyle Yunan askerlerinin zulmü gözler önüne serildi. 99 yıl önce Yunan askerleri tarafından çekilen görüntü ve fotoğraflarda Türk halkının yangını söndürmeye çalışması, yanan alanlar belirgin bir şekilde yer aldı.TARİHİ BİR VESİKAYerel araştırmacı- yazar Hasan Özpınar, ’30 Ağustos Zaferi’nin 98’inci yıl dönümünde yine Afyonkarahisar’ın ve Türkiye’nin yaşadığı o karanlık günlere dair önemli bir belgeyi, filmi ortaya çıkardık. Geçen yıllarda bilindiği üzere yine Yunan ordusunun, Afyonkarahisar’da çıkardığı 14 Ekim 1921 tarihli bir yangın ve sonrasında 300 civarında evin, iş yerinin yanmasına sebep olan bir fotoğraf. ve bu fotoğrafı da Yunan ordusunun nasıl bir yalanla batı kamuoyunda özellikle ‘Mustafa Kemal’in askerilerinin Afyonkarahisar’da çıkardığı yangın’ şeklinde sunduğunu görmüştük. Günümüzde yine bu yangına dair fotoğraf mevcut olmakla birlikte, orijinal fotoğraf, 99 yıl önce Afyonkarahisar’da çekilmiş. ve yine Yunanlıların Afyonkarahisar’da çıkardığı yangını gösteren bir fotoğraf. Günümüzde tabii bu yangının sadece fotoğrafı değil filmine de ulaşmış olduk. Görüldüğü gibi. Filmde neler mevcut? Filmde Yunan ordusunun Afyonkarahisar’da çıkardığı yangını görüyorsunuz. Yanan alanlar, bu yanan alanları yine söndürmeye çalışan Türk vatandaşları, aralarda dolaşan, yaptıkları işten keyif almışçasına yanan alanları inceleyen Yunan askerlerini görmek mümkün. Tabii 30 Ağustos’un 98’inci yıl dönümünde, Büyük Zafer’in yıl dönümünde böyle bir belgeyi, tarihi vesikayı ortaya çıkarmak da bizim için son derece sevindirici bir olay’ dedi.’YUNANLI ASKERLERİN ZULÜMLERİ KİTAPLARDA VE LARDA YER ALIYOR’Basın Yayın Genel Müdürlüğü tarafından İngilizce ve Fransızca bastırılan, kendi yazdığı ‘İşgal Günlerinde Afyonkarahisar-1 Anılar ve Fotoğraflarla’ adlı kitabından da bahseden Özpınar, ‘Yunanlıların Anadolu’da kaldığı süre boyunca, 1919’dan 1922’ye kadar ve özellikle geri çekilirken, ülkemizin pek çok yerini yakıp yıktıkları malumunuzdur. Bunları da yine geçen yıllarda yayınladığımız, ‘İşgal Günlerinde Afyonkarahisar, Anılar ve Fotoğraflarda’ isimli kitabımızda o günleri yaşayan, bugün hiçbiri hayatta olmayan, yüzlerce kişinin hatıraları şeklinde yayınlamıştık. Tabii o döneme dair en önemli belgeler, fotoğraflar. Gördüğünüz gibi fotoğraflarda da pek çok yakılan, yıkılan katledilen insanımızı görmek mümkün. Bu fotoğraflar aynı zamanda 1923 yılında dönemin Basın Yayın Genel Müdürlüğü tarafından İngilizce ve Fransızca şekilde hazırlanan kitapta yine ilk kez ortaya çıkıyor. Bu kitapta neler var? Bu kitapta Yunanlıların özellikle çekilirken yaktıkları, yıktıkları zulümlerini görmek, fotoğraflarını görmek mümkün. Bakın kitabı çevirir çevirmez hemen ilk baştaki fotoğraf karesi günümüzde Afyonkarahisar Devlet Demiryolları 7. Bölge İşletme binası olarak kullanılan yerin yanmış hali. Devamında yine günümüzde İzmir İstasyonu binası olarak bilinen Afyonkarahisar’daki ikinci istasyon binası. Afyonkarahisar’dan tutun Uşak, Dumlupınar, Manisa, Alaşehir, Turgutlu, İzmir’e varıncaya kadar Yunan ordusunun yakıp yıktığı yerler bu kitapta bu şekilde belgelenmiş’ diye konuştu.’YUNAN ORDUSUNUN ANADOLU’DA YAPTIĞI ZULMÜ GÖRMEK MÜMKÜN’Osmanlıca yazılmış ‘Anadolu’da Yunan Zulüm ve Fecaati’ adlı kitaptan da örnekler gösteren Özpınar, şöyle devam etti: ‘Sadece bu kitapla da kalınmamış, o dönem yayınlanan ‘Anadolu’da Yunan Zulüm ve Fecaati’ isimli orijinal Osmanlıca baskılı bir kitap. Bakın gayet hacimli bir kitap. Bu kitap da orijinal baskıdır. Bu kitapta yine köy köy, kasaba kasaba Yunan ordusunun Anadolu’da yaptığı zulmü görmek mümkün. Tabii bu kitabın günümüz Türkçesine çevrilmiş bölümlerini ‘İşgal Günlerinde Afyonkarahisar’ kitabımızda yer vermiştik. Büyük Zafer’in 98. yıl dönümünde böyle bir vesikayı, böyle bir tarihi filmi de ortaya çıkarmaktan yine son derece bahtiyarız. Bu şekilde yine tarihe katkıda bulunuyoruz. Ne mutlu’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ————–Hasan Özpınar konuşma1921’deki yangının görüntüleri Yanan İzmir İstasyonu’nun şimdiki hali Tuz Pazarı caddesi üzerinde yanan işyerleri ve evlerin şimdiki hali  HABER -KAMERA: Ali Fuat GÜÇLÜER/AFYONKARAHİSAR ========================= Çanakkale domatesinde lezzetin sırrı; rüzgar ve toprakÇANAKKALE’nin kendine has aroması ve rengiyle markalaşan domatesi, lezzetini Kaz Dağları ile Çanakkale Boğazı’ndan esen rüzgarların yanı sıra potasyum oranı yüksek topraklarından alıyor. Temmuz ayında toplanmaya başlayıp, kasım ayı sonuna kadar hasat edilen ve raf ömrü uzun olan Çanakkale domatesi, özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara gibi metropollerde tüketicilerin ilk tercihi oluyor. Yıllık üretim miktarı 700 bin tona yaklaşan Çanakkale domatesi, hem üreticiye hem de mevsimlik işçilere ekmek kapısı olurken, sofralarda ise tüketiciye ayrı bir lezzet sunuyor.Çanakkale’de her yıl bir kısmı sofralık bir kısmı da salçalık olmak üzere 80 ile 100 bin dönüm arasındaki araziye, domates dikimi yapılıyor. Yılda 500 ile 700 bin ton arasında domates üretiliyor. Çanakkale domatesi denince akla ilk Kumkale Ovası gelse de bugünlerde Çanakkale’nin her köşesinde orta turfanda ürünün hasadı devam ediyor.Bir yandan sofralık bir yandan da salçalık domatesler, tarlalarda özellikle kadın işçiler tarafından toplanıyor. Erkek işçiler sırtladıkları kovaları tarlaların ortasındaki traktör römorklarına taşıyor. Burada yine kadınlar tarafından domatesler, kasalara inci tanesi gibi diziyor. Köylere gelen toptancılara ait nakliye araçlarına yüklenen domatesler, Türkiye’nin özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara gibi metropol kentlerindeki hallere sevki yapılıyor.Sera ürünlerden tarla ürünlerine geçildiği yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte hem tüketicilerin hem de toptancıların gözü kulağı, Çanakkale’de oluyor. Çanakkale domatesinin ününden faydalanmak isteyen esnaf ise, ürünlerinin üzerine ‘Çanakkale domatesi’ yazıyor.Her ürün yılının başında rastlanan bu durum, Çanakkale domatesi yetiştiricilerini üzüyor. Üreticiler, temmuz ayından önce gerçek Çanakkale domatesinin tezgahtaki yerini alamayacağını söylüyor.LEZZETİ TOPRAĞINDAKİ POTASYUM VE SERT RÜZGARTalebin bu kadar fazla olduğu meşhur Çanakkale domatesine lezzeti ise, kentin rüzgarı ve potasyum oranı yüksek toprakları veriyor. Batak Ovası olarak da bilinen Kumkale Ovası’ndaki domates yetiştiricileri, ürünlerinin aromasını, kokusunu ve görüntüsünü Kaz Dağları ile Çanakkale Boğazı’ndan esen rüzgarlara ve potasyum oranı yüksek topraklara borçlu olduklarını belirtiyor. Ovanın çevresindeki; Kumkale, Tevfikiye, Çıplak ve Halileli köyleri kentte domates üretim merkezinin başında geliyor. Tevfikiye köyünde domates yetiştiren Şahin Ceylan, Kumkale Ovası’ndaki toprak yapısının domates üretimine çok uygun olduğunu belirterek, ‘Toprağın potasyum oranının çok yüksek olması domatese çok güzel renk veriyor ve içi dolgun oluyor. Bu yüzden Çanakkale domatesi çok lezzetli ve suludur’ dedi. Çıplak köyünde, üreticiler ile toptancılar arasında ürünün pazarlanmasına aracılık eden Gürcan Duran, Çanakkale domatesinin tüketiciler tarafından çok tercih edilmesinin sebebinin lezzet ve raf ömrünün uzunluğu olduğunu söyledi. Kumkale Ovası’ndan tüm Türkiye’ye Temmuz ayı başından Kasım ayı ortasına kadar, mevsimsel koşullara göre bazın aralık ayına kadar domates sevkiyatı yapıldığını anlatan Duran, ‘Çanakkale domatesi kendine has kokusu, rengi ve lezzetiyle bilinir. İçindeki kristalimsi yapı Çanakkale domatesine hastır. Hiç damar yoktur. Çanakkale domatesi dendiği zaman Kumkale Ovası akla geliyor. Şu anda, günde 200 ton civarında ürün metropol kentleri sevk ediliyor. Son turfanda hasadında yani Ekim-Kasım döneminde günde 500 ton civarı domates çıkıyordur buradan’ diye konuştu.Çıplak köyünde tarım yapan İlhan Ulus ise, tadı, rengi ve kokusuyla Çanakkale domatesinin tüm Türkiye’de aranan bir ürün olduğunu belirtti. Ulus, ‘Ama ne yazık ki, bazı kişiler bizim bölgemizde domates çıkmadan başka bölgelerde çıkan domatesi Çanakkale domatesi diye satıyorlar. Yani tüketiciyi kandırmış oluyorlar’ diye dert yandı.Üretici İlhan Ulus, Çanakkale domatesini diğerlerinden ayıran özelliğini şöyle anlattı: ‘Bizim Çanakkale domatesini ikiye yardığımızda bu domatesin içinde buzlanma, buğulanma görürsünüz. Başka yerlerde yetişen domateste bunu görmek mümkün değildir. Bu bizim domatesimizin en büyük özelliğidir. Bu da bizim topraklarımızdaki potasyum fazlalığından kaynaklanmaktadır. Bu potasyum fazlalılığı Çanakkale domatesinin tadını, lezzetini nefasetini, kokusunu getirir. Buram buram kokan domates tüketici tarafından aranmaktadır. Çanakkale domatesine lezzeti, topraklarımızdaki potasyum fazlalığı ile Kaz Dağları ve Çanakkale Boğazı’ndan esen rüzgarlar vermektedir.’ Çanakkale domatesi dendiğinde yuvarlak sofralık domatesin akla geldiğini kaydeden İlhan Ulus, ‘Bu domatesimiz dillere destan tadı, lezzeti olan bir domatestir. Herkes bu domatesi arar. Ama bu domatesin yanında sanayi tipi salçalık dediğimiz domates de aranır. Tüketici pazardan bu sivri domatesi alıp salçasını yapıyor. Yuvarlak domatesi ise, tüketici salata ve yemeklerde kullanıyor. Ama en büyük değerimiz Çanakkale domatesi olarak yuvarlak domatestir. Çanakkale’de domates 3 dönemde dikilmekte. İlk, orta ve son turfandadır. İlk dönem domatesimiz Nisan ayında dilkilmekte ve Temmuz’un ilk haftasında çıkmaktadır. Artık o bitme noktasına geldi. Şimdi orta turfanda domateslerimiz çıkıyor. Eylül sonu, Ekim başında son turfan dediğimiz domateslerimiz çıkacak. Onlar da Kasım ayına kadar devam edecek. İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa gibi büyük metropollerin gözü Çanakkale domatesinde. Çünkü tüketicinin gözü burada olduğu için onlarda tezgahlarına Çanakkale domatesini götürüp, koyuyorlar. Talep şuanda çok, gelen taleplere cevap vermekte zorlanıyoruz’ diye konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Domates hasadından drone ile görüntü-Domates hasadı yapan işçilerden genel ve detay görüntü-Hasadı yapılan ve kasalara yüklenen domateslerden görüntü -Kumkale domatesinin içinden detay görüntü-İlhan Ulus ile röp.-Gürcan Duran ile röp.-Şahin Ceylan ile röp.-Burak Gezen anons.Haber-Kamera: Burak GEZEN-Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE, ==================Giresun’da kayıp 1 kişinin daha cansız bedeni bulundu; can kaybı 10’a yükseldi Giresun’da sel felaketinde kayıp olarak aranan 7 kişinden 1’inin daha cansız bedeni, arama kurtarma ekiplerince Dereli ilçesine bağlı Duroğlu beldesinde bulundu. Kimliği Kemal Akar’a ait olduğu belirlenen 1 kaybın daha bulunmasıyla selde yaşamını yitirenlerin sayısı, 10’a yükselirken, 2’si asker 6 kişiyi arama çalışmaları da sürdürülüyor.GÖRÜNTÜ TAKİP EDİLİYOR GİRESUN- DHA ======================Heyelanlardan son anda kurtulan aile, 3 gün yürüyerek köylerine ulaşmışGİRESUN’da sağanak sonucu meydana gelen, 3’ü asker 10 kişinin hayatını kaybettiği, 2’si asker 6 kişinin kaybolduğu sel afetinde, Espiye ilçesinde iki noktada oluşan heyelanda seyir halindeki otomobilde mahsur kalıp, son anda kurtulan 3’ü çocuk 7 kişilik aile, 3 günlük yolculuğun ardından köylerine ulaşmayı başardı. Ailenin, ayrıca ‘daha acil insanlara gitsin’ diyerek ekiplerinin helikopterli kurtarma çağrısını da kabul etmeyip, insanlık dersi verdiği de ortaya çıktı.Giresun’da 22 Ağustos’ta akşam saatlerinde etkili olan sağanak nedeniyle sel ve heyelanlar meydana geldi. Kentte 3’ü asker 10 kişi hayatını kaybetti, 2’si asker 6 kişi ise kayboldu. Dereli ilçesinde; dereler taştı, cadde ve sokaklar nehre döndü, park halindeki araçlar sel sularına kapılarak sürüklendi. 19 binanın yıkıldığı, 361 yapının hasar gördüğü kentte, alt ve üst yapı ile elektrik, su ve telefon hatları da zarar gördü. Kentte selin izlerinin silinmesi için başlatılan yoğun çalışmalar sürdürülüyor. Bakanlıkların koordinesinde Devlet Su İşleri (DSİ), Karayolları, AFAD, İl Özel İdaresi, belediyeler, asker ve polislerin desteği ile selin etkilediği cadde ve sokaklar ile ev ve iş yerlerinde temizlik çalışması yürütülüyor, enkaz ve molozlar kaldırıyor. Selin ardından yürütülen çalışmalarla, ilçe merkezi ile iş yerlerine dolan toprak, taş ve atıkların büyük oranda temizlendiği görülüyor. Sel afetinin üzerinden geçen 6 günün ardından en çok hasarın oluştuğu Dereli ilçesi büyük ölçüde temizlenirken, hasar tespiti üzerine riskli binaların yıkımları da sürüyor.ÇAMURDAN ARINDIRILIYORCaddede biriken ve iş yerlerine dolan hafriyatın tamamına yakınını kaldıran ekipler, çamurdan arındırma çalışmalarına da devam ediyor. İlçe merkezindeki yollara asfalt serilmesi planlanıyor. Temizlik çalışmaları tamamlanan bazı dükkanların pencere ve kapıları takılırken, selin yol açtığı tahribat dolayısıyla elektrik ve su kesintisi yaşanan ilçe merkezinin büyük bölümüne enerji ve su verildi. Vatandaşlar, belediye hoparlöründen yapılan anonsla, musluklardan akan suyu, içme suyu olarak kullanmamaları yönünde uyarılıyor. Ayrıca Türk Kızılay, AFAD ve çeşitli sivil toplum örgütleri, vatandaşlara ve bölgede çalışma yapan ekiplere sıcak yemek dağıtıyor.KAYIPLAR ARANIYORYaşanan sel felaketinde Tirebolu-Doğankent karayolunun 12’nci kilometresindeki yol açma çalışmaları kapsamında bölgede emniyet tedbiri almak maksadıyla görev yapan jandarma personelini taşıyan aracın menfezin çökmesi sonucu Harşit Çayı’na düşmesinin ardından kaybolan 2 jandarma personelini ve bölgede diğer kayıp 4 vatandaşı arama çalışmaları da sürüyor.YIKIM VE HASAR TESPİTİ SÜRÜYORGiresun’da sel ve heyelanlara ilişkin 90 kişilik ekip, hasar tespit çalışması yürütüyor. Kentte ilk belirlemelere göre, 7 ilçede sel ve heyelan meydana geldi; 17 bina yıkıldı, 361 bina hasar gördü. 40’a yakın bina tahliye edildi, onlarca köprü ve menfez de çöktü. Bölgede TOKİ aracılığıyla toplam 350 konutun inşa süreci başlatılırken, selde hasar tespiti yapılan 24 binanın da yıkım çalışmaları sürüyor.4 BAKAN BÖLGEDEAfetin yaralarının sarılması için yürütülen çalışmaları bakanlar da yerinde takip ediyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de sel bölgelerinde halkı ziyaret ediyor, bakanlıklarına bağlı kuruluşların çalışmalarını denetliyor.HEYELANDA MAHSUR KALAN AİLE SON ANDA KURTULMUŞSelin vurduğu kentte, afet anında vatandaşların yaşadıkları korku dolu analara ilişkin yeni detaylar da ortaya çıkıyor. Kentte yağmurun şiddetini artırdığı cumartesi günü öğleden sonra Ericek köyüne gitmek için Espiye ilçesinden yola çıkan 3’ü çocuk 7 kişilik Çakmak ailesi, önleri ve arkalarındaki yamaçta oluşan ani heyelanlar nedeniyle otomobilde mahsur kaldı.  2 heyelan arasında kalıp, olası afetten son anda kurtulan ve ilk geceyi araçlarında geçiren aile, ertesi gün köylerine yaya olarak ulaşmak için yola çıkarak dağı tırmandı. Heyelanlar nedeniyle oluşan dev yarıklardan ve çamur birikintilerinden geçerken büyük zorluklar yaşayan aile, buldukları bir kulübede de 2’inci geceyi geçirdi. 3 günlük zorlu yürüyüşün ardından, aile Ericek köyündeki evlerine ulaşmayı başardı. Ailenin, ayrıca ‘daha acil insanlara gitsin’ diyerek AFAD ekiplerinin helikopterli kurtarma çağrısını da kabul etmeyip, büyük bir insanlık dersi verdiği de ortaya çıktı.’DURMAMIZLA ÖNÜMÜZE DAĞ İNDİ’Yaşadıkları korku dolu o anları anlatan, Nokta Çalışkan (72), çocukları, gelini ve 3 torunuyla beraber arabayla seyir halindeyken yağmurun şiddetini artırması ve beraberinde oluşan heyelan sonucu büyük korku yaşadıklarını söyledi. Nokta Çalışkan ‘Araba ile seyir halinde iken taşların düşmeye başladığını gördüm, oğlumu durdurdum, bizim durmamızla önümüze dağ indi. Geri dönmek istedik, oraya da heyelan düşmüş, arada kaldık. Bizde arabadan indik, köye ulaşmak için yürümeye başladık. Tırnaklarımla köyüme kavuştum. Üç gün çamur batak içinde yürüyerek geldik. AFAD helikopterle bizi aldırmak istedi ama köyün üstüne geldiğimiz için ‘daha acil insanlara gitsin’ diyerek binmedik, ama çok zorlandık, çocuklarla çamur batak içinde eve vardıkö dedi.’ÇOK KÖTÜ BİR YOLCULUKTU’Otomobilde bulunan Zekai Çalışkan da, ‘Heyelanlar arasında sıkışınca yürümeye başladık. Bazı yerlerde kayalıklar vardı, çocukların bellerine ip bağlayarak oralardan çıkardık. Çamur batak içerisinde büyük zorluklarla 3 gün içerisinde evimize gelmeyi başardık, çok kötü bir yolculuktuö diye konuştu.’HEYELANLANDA ARADA SIKIŞIP KALDIK’Esra Çalışkan ise çok korktuklarını söyleterek ‘İkindi sıralarına yaklaşırken önümüzde büyük bir heyelan oldu. Geriye dönmek istedik ama geçtiğimiz yolda heyelanla kapanınca arada sıkışıp kaldık. İlk gece arabayı güvenli bir yere alarak içinde geçirdik. Sabah olunca dağa doğru tırmanmaya başladık. Çocuklarla beraber 7 kişi, 3 gün boyunca çamur batak içerisinde yürüdük. Çok korktum, zorlandık ama sağ salim köyümüze ulaştıkö şeklinde konuştu.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Çalışkan ailesinden detaylar-Köydeki heyelanlardan detaylar-RöportajlarHABER: Arzu ERBAŞ KAMERA: Doğancan İLEK/GİRESUN  ========================Koronavirüsü yenen yaşlı çift: Birbirimize olan bağlılığımız, sevgimizle bu virüsü yendik SİVAS’ta, koronavirüse yakalanan ve 1 haftalık tedavilerinin ardından virüsü yenen 64 yıllık evli Ali İhsan Corut (82) ile Kamer Corut (78), tedavi sürecini anlattı. Taburcu olduktan sonra köylerine dönen Ali İhsan Corut, ‘Eşimle birbirimize olan bağlılığımız ve sevgimizle bu virüsü yendik’ dedi. Eşi Kamer Corut ise, ‘Tedavi sürecinde çok halsiz düştük. Allah devletimize milletimize yardım etsin’ dedi. Hafik ilçesine 17 kilometre uzaklıktaki Pusat köyünde yaşayan ve 4 çocukları bulunan Ali İhsan ile Kamer Corut, bir hafta önce yüksek ateş, öksürük ve nefes darlığı şikayeti üzerine Sivas Numune Hastanesi’ne başvurdu. Burada, Corut çiftine yapılan koronavirüs testi pozitif çıktı. Hemen tedavi altına alınan yaşlı çift, 1 haftalık tedavinin ardından taburcu oldu. Ali İhsan ve Kamer Corut’un taburcu olma anı ise cep telefonu kamerası ile görüntülenirken, yaşlı çiftin hastane personeline ettiği dualar ise dikkat çekti. Hayatlarını, köylerinde el ele yaşayarak geçiren Corut çifti, yaşadıklarını DHA’ya anlattı.’BİRBİRİMİZE BAĞLILIĞIMIZLA YENDİK’Tedavi sürecinde çok sıkıntılı günler geçirdiklerini söyleyen Ali İhsan Corut, ‘Allah’a çok şükür virüsü yendik. Çok ateşliydim ve dizlerimi hissetmiyordum. Sivas’ta bize ilgi gösterdiler. Virüsü yenebildiysek ne mutlu bize. Eşimle çok güzel günler geçirdik. Bazen kavga ettik bazen güzel muhabbetle bir ömür geçirdik. Beraber de bu virüsü yendik. Başta Sağlık Bakanımız dan razı olsun. Eşimle birbirimize olan bağlılığımız ve sevgimizle bu virüsü yendik’ dedi. Eşi Kamer Corut ise, ‘Bir anda boğazım sızladı. Eve gelip uyudum. Yemeden içmeden kesildim. Daha sonra Sivas’a geldik test yaptılar. Çok halsiz düştük. Şimdi tek şikayetim dizlerim ağrıyor. İnşallah bu virüsü atlatmışızdır. Allah doktorlarımıza milletimize yarım etsin’ diye konuştu.’BİRBİRLERİNE OLAN SEVGİLERİ İYİLEŞTİRDİ’Yaşlı çiftin oğlu Bülent Corut, ‘Hastalarımız çok kritik bir süreç yaşadı. Nefes almakta çok zorlandılar. Test yaptırdıktan sonra test sonuçları pozitif çıktı. Onların birbirlerine olan muhabbetleri sevgileri iyileştirdi. Çok şükür evlerine köylerine getirdik. Herkesin hangi yaşta olursa olsun bu virüsü yeneceklerini gösterdiler. 80 yaşında da olsa insan azmeder ve inanırsa sonu selamet oluyor’ ifadelerini kullandı.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Yaşlı çiftten görüntüler-Röportaj-Bülent Corut röportaj-Taburcu olurken çekilen görüntü-Genel DetayHaber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI/HAFİK (Sivas),  ===========================Yavru ayılar, Pülümür Çayı’nda beslenirken görüntülendi TUNCELİ’nin Pülümür ilçesinde, 3 yavru ayı, Pülümür Çayı’nda beslenirken bölgedeki bir kişi tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.Pülümür Çayı kenarında 3 yavru ayının beslenme anları görüntüledi. Arkadaşlarıyla Pülümür Vadisi’nde gezdikleri sırada yavru ayıların beslendiğini gören Muzaffer Akyüz, o anları cep telefonu kamerasıyla da kaydetti. Yavru ayıların bir süre yiyecek aradıklarının ardından taşların altında çıkardıkları otları yiyerek beslendiklerini söyleyen Akyüz, ‘Arkadaşlarla Pülümür Vadisi’nde geziyorduk. Hanköy civarındaki Pülümür Çayı kıyısında 3 yavru ayıyı fark ettik. Anneleri yanında yoktu. Yavrular acıkmıştı sürekli su kıyısında taşları kaldırıp altında bir şeyler bulup yiyor ve ot köklerini çıkarıp yiyorlardı. Ayı yavruları genellikle 3 yıla yakın anneleriyle yaşarlar ama bu yavruların anneleri ortalıkta hiç görünmedi. Umarım yaşıyordur ve yavrularını tekrar bulur ve onları daha rahat besler’ dedi.Görüntü dökümü——–Yavru ayıların su kıyısında görüntüsüYavru ayıların beslenme çabalarıGenel ve detay görüntülerHaber-Kamera: Ferit DEMİR/ TUNCELİ,========================Tokat’ta tam otomatik serada çilek hasadı başladıTOKAT’ta yaşayan Faik Çalışkan (50), 4 ay önce kendi arazisine üstü açılıp kapanan tam otomatik çilek serası kurdu. Çilek hasadına başlayan Çalışkan, taleplere yetişemediklerini söyledi. Turhal ilçesine bağlı Necip köyünde yaşayan Faik Çalışkan, Hollanda ve İsrail’de kullanılan üstü açıp kapanan tam otomatik çilek serasını 5 bin metrekarelik arazisine yaptı. Hava şartlarına göre üzeri açılıp kapanabilen seradaki 115 bin çilek, kurulan sistem sayesinde 10 dakikada sulanıyor. Kilosu 12 TL’den satılan çilek, başta Samsun, Ordu, Amasya, Kastamonu ve Çorum’daki pazar tezgahlarında yerini alıyor. ‘TALEPLERE YETİŞMEKTE ZORLANIYORUZ’ Tam otomatik çilek serasında ilk hasatlarını yaptıklarını söyleyen Faik Çalışkan, ‘İlk mahsullerimizi almaya başladık. Bundan sonra da devam edecek. Yılbaşına kadar hasadımızı devam edecek. Bir taraftan hasat yaparken diğer taraftan da çiçeklenmemiz devam ediyor. Güzel bir hasat dönemi geçiriyoruz. Şu anda bizim kapattığımız alanımız yani seramız 5 bin metre kare, normal açık alana göre 10 kat daha fazla ürün alabiliyoruz. Şu anda sera yapımı ve çilek ile yurt dışında talep alıyoruz. Hem de üretmiş olduğumuz çilekler çok büyük rağbet gördü. Taleplere yetişmekte zorlanıyoruz. Yurt dışından da rağbet gördü fakat burası iç talebi karşılamadığı için yurt dışına veremiyoruz. Ama ilerleyen zamanda güzel projelerimiz var’ dedi. 

Bir önceki yazımız olan Vali Balcı'dan vatandaşlara çağrı başlıklı makalemizde Balcı, Eyüp Eroğlu ve Koronavirüs hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum Yapabilirsin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir